TürkçeEnglish
Diğer Sitelerimiz :  
Ana Sayfa
Hakkında Ana Sayfa
Konumu
İklimi
Nüfusu
Tarihçesi
İlçeler
Haberler
Sağlık
Eğitim
Ulaşım
Trafik
Gezi
Etkinlikler / Sinema
Yeme / İçme
Turizm
Konaklama / Otel
Alışveriş
Haritalar
İlçe Fotoğrafları
Devlet Daireleri
İş, Finans Merkezleri
Linkler
İletişim
Nöbetci Eczaneler
Önemli Telefonlar
Bize Ulaşın

Sergi
Müzeler kose

ANADOLU HİSARI MÜZESİ
Telefon:(0216) 263 53 05- 265 04 10
İlçe: Beykoz
Adres: Anadoluhisarı, Beykoz İstanbul

Boğaz’ın Anadolu yakasında, Göksu Deresi’nin denize döküldüğü yerde, adını hisardan alan semtte bulunmaktadır.
Anadoluhisarı; Osmanlılar’ca Boğaz’da yapılan ve geçişleri kontrol altına almayı hedefleyen ilk hisardır. İstanbul’u fethetmek isteyen ve kuşatan Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından, Karadeniz’den Bizans’a gelecek yardımlara engel olmak için 1394’te yaptırılmıştır. Yedi dönümlük alanı kaplayan ve bulunduğu mevkiye adını vermiştir.
Bu yapıya II. Mehmed (Fatih) Devrinde "Hisarpeçe", depo ve bazı ikametgah amaçlı yapılar eklenmiştir.
1928 yılında Kandilli Belediyesi tarafından bazı küçük onarımlar yapılmıştır. 1991-1993 yılları arasında Kültür Bakanlığı tarafından bazı onarımlar yapılmıştır. Bugün Anadoluhisarı, Beykoz Belediyesi sınırları içinde yer almaktadır. Hisarda taşınır kültür varlığı bulunmamaktadır. Ziyarete açılmamıştır. Bugün Anadoluhisarı, Beykoz Belediyesi sınırları içinde yer almaktadır.

Ziyaret Saat ve Günleri: Hisarlar Müzesi Müdürlüğü’nün izni ile gezilebilir.


BEYLERBEYİ SARAYI
Beylerbeyi ve çevresinin yerleşim alanı olarak kullanılması tarihte oldukça gerilere, Bizans dönemine kadar gitmektedir.
18. yüzyılda yaşamış olan ünlü gezgin İnciciyan’a göre, Büyük Kontstantinus’un diktirdiği bir haçtan dolayı Bizans döneminde “İstavroz Bahçeleri” adıyla anılan yöre, Osmanlılar döneminde Padişahların Has Bahçeleri’nden biri olarak kullanılmıştır. Yine İnciciyan’a göre buraya “Beylerbeyi” adının verilişi, 16. yüzyılda Beylerbeyi Mehmed Paşa’nın burada bulunan köşkünden kaynaklanmaktadır.

Çeşitli dönemlerde padişahların ilgisini çeken Beylerbeyi, yaptırılan kimi köşk ve kasırlarla yazlık olarak kullanılan bir niteliğe kavuşmuş, 1829 yılında Sultan II. Mahmud’un yaptırdığı ahşap Sahil Sarayı ile yeni bir hareket kazanmıştır.

Bugünkü Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından II. Mahmud’un ahşap Sahil Sarayı yıktırılarak 1861-1865 yılları arasında, dönemin tanınmış mimarı Serkis Balyan’a yaptırılmıştır. Saray genellikle yaz aylarında, özellikle de yabancı devlet başkalarının ağırlanmasında kullanılmıştır. Sırp Prensi, Karadağ Kralı, İran Şahı, Fransız İmparatoriçesi Eugenie bunlardan bazılarıdır. Sultan II. Abdülhamid de 1918 yılında, ömrünün son altı yılını geçirdiği bu sarayda ölmüştür.

Çeşitli Batı üsluplarının Doğu üsluplarıyla kaynaştırıldığı sarayın iç mimarlığı, kullanım özellikleri açısından bir orta sofaya açılan köşe odalarından oluşan geleneksel Türk evi planına benzerlikler gösterir. Harem ve Selâmlık olarak iki ana bölümden oluşan sarayda Selâmlık, donatım ve süsleme açısından Harem’den daha zengin tutulmuştur. Bodrum katı mutfak ve depo olarak kullanılan bir bölümü üç katlı olan sarayda 3 giriş, 6 salon ve 26 oda bulunmaktadır. Rutubete ve sıcağa karşı döşemeleri, orjinalleri Mısır’dan getirtilen hasırlarla kaplanmıştır. Çoğunluğu Hereke yapımı büyük boyutlu halı ve kilimleri, Bohemya kristal avizeleri, Fransız saatleri, Çin, Japon, Fransız Yıldız vazoları görülmeye değer sanat yapılarının yalnızca bir bölümüdür.

Boğaziçi’nin Anadolu kıyısında özel konumuyla dikkati çeken Beylerbeyi Sarayı’nı son dönem Osmanlı Sarayları’ndan ayıran yönlerinden birini de, yamaçlara doğru setler biçiminde yükselen ve bu yüzden “Set Bahçeleri” adıyla anılan bahçeleri, bu bahçelerde bulunan köşkler ve eski saraylardan kalan büyük havuz oluşturmaktadır. Üst set bahçesinde bulunan havuzun çevresinde yer alan Sarı Köşk, saltanat atlarının barındığı devrinin en ilginç örneğini yaşatan Ahır Köşk ve eski saraydan kalan selsebilli Mermer Köşk, Osmanlı saray mimarlığının günümüze gelen önemli yapılarını oluşturmaktadır.

Batı ile ilişkilerin güçlendiği bir dönemde yapılan Beylerbeyi Sarayı’nın en ilginç yanı, Set Bahçeleri’nin altından geçen tarihsel Tünel’dir. Tünelin ortasında yer alan çeşmenin yazıtında, Sultan II. Mahmud’un adı geçmekte ve yapının tarihlendirilmesinde önemli bir ip ucu oluşturmaktadır. Üst set bahçesindeki büyük havuz ve Mermer Köşk gibi II. Mahmud Dönemi’nden (1808-1839) kalan bu tünel, kıyı yolunun işlevini sürdürmesini sağlarken, aynı zamanda yüksek duvarların ötesi ile bahçelerin bağlantısını da kurmaktadır.

Yapılan onarımlarla birlikte Beylerbeyi Sarayı, döneminin özgün bir yazlık sarayı olarak “Boğaziçi Kültürü” içinde yerini almış durumdadır. Bahçelerinde ve tarihsel Tünel içinde oluşturulan kafeterya ve satış reyonlarıyla müze-saray olarak konuklara çağdaş düzeyde hizmetler sunulmakta, bu reyonlarda Kültür-Tanıtım Merkezi’nce hazırlanan tanıtıcı nitelikte kitap, kartpostal ve poster gibi yayınların yanısıra çeşitli türde hediyelik eşya satışı yapılmaktadır. Öte yandan önceden belirlenen ve alınan izinlere bağlı olarak saray ulusal ve uluslararası nitelikte resepsiyonlar düzenlenebilmekte, böylelikle geleneksel saray atmosferinin günümüz insanının tanıtabildiği bir ortam oluşmaktadır.

Beylerbeyi Sarayı Müdürlüğü, Üsküdar
Tel : (0216) 321 93 20-21
Faks : (0216) 321 93 22

Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün; 01 Ekim-28 Şubat arasında 09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.



İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ

Telefon:0216 359 45 50 - 51
İlçe: Göztepe
Adres: Ömerpaşa Caddesi Dr. Zeki Zeren Sokağı No:17 Göztepe / İstanbul

Zeus`un Helikon dağında oturan dokuz güzel kızına “Musalar” denir. Onların bir diğer adı da ilham perileridir. Müze sözcüğünün kaynağı Musalar`dır. Yani, müze ilham perisi demektir. Sunay Akın, kitaplarından, sahne gösterisinden, hazırladığı radyo ve televizyon programlarından kazandıklarıyla bir ilki gerçekleştirdi ve “İstanbul Oyuncak Müzesi”ni açtı. Sanatçı “İlham perilerinin bana kazandırdığı okurlarımın ilgisi, sevgisi bana yetiyor. Paralarla da antika oyuncaklar satın aldım ve ilham perilerine bir ev kurdum!” diyor.

Sunay Akın, bir oyuncak müzesini ilk kez, on beş yıl önce bir etkinliğe davetli olarak gittiği Almanya`da gördü. Müzeden etkilenen Akın, ülkesinde böyle bir müze kurmaya o an karar verdi. Berlin`den, bir antikacıdan satın aldığı oyuncak bir atın süvarisi olarak düşüne doğru yola koyuldu.

İstanbul Oyuncak Müzesi, şairin İstanbul Göztepe semtinde ailesine ait tarihi bir köşkte kuruldu. 500 metre karelik bir alanda, yaklaşık iki bin adet oyuncak sergileniyor. Oyuncakların sergilendiği her oda bir tiyatro sahnesi görünümünde. Uzay oyuncaklarının olduğu bölüme girdiğinizde başınızın üstünde yıldızlar yanıp sönerken, oyuncak trenler gerçek bir tren kompartımanının içinde sergileniyor. Ziyaretçiler, müzenin kafeteryasında ise kız çocuklarının evcilik oyuncakları arasında dinleniyorlar. Müzede ayrıca yetmiş kişilik bir toplantı ve gösteri salonu da bulunuyor. Bu salona, müzeye katkılarından dolayı İyigün Özütürk`ün adı verildi.

Sunay Akın, yurt içinden ve yurt dışından yaklaşık dört bin adet oyuncak topladı. En eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa`da yapılan bir oyuncak keman… 1820 yılında Amerika`da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya`da yapılan yüz yaşında teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasında.

İstanbul Oyuncak Müzesi`nin girişinde bir mahalle oyuncakçısı karşılıyor sizi. Bir zamanlar kasabın ve bakkalın arasında kendine yer bulan, ama zaman içinde tutunamayarak kaybolan bu küçük oyuncakçı dükkanları müzede yaşatılıyor. Ayrıca, müzenin bir köşesinde tarihi Eyüp Oyuncakçısı da canlandırılıyor. Eyüp Sultan Camisinin yanında bulunan ve 1950`li yıllara kadar varlığını koruyan Eyüp oyuncakçılığı müzenin en ilginç köşelerinden birini oluşturuyor. Müzenin hediyelik eşya bölümünde de yeni yapım tarihi Eyüp oyuncakları satılıyor. Sunay Akın böylelikle bir tarihi değerimizi günümüze taşıyor.

Müzenin tasarımı Ayhan Doğan tarafından yapıldı. Sahne tasarım sanatçısı Ayhan Doğan, iki yıllık bir çalışmanın sonunda Sunay Akın`ın düşünü renklendirdi, müzenin insanlarla buluşmasındaki başrol oyuncularından biri oldu.

Toplumlar müzelerden geçerek aydınlanırlar. Bir toplum, önce kalkınıp sonradan müzelerini kurmazlar. Önce müzeler kurulur, insanlar buralardan geçerek aydınlığa ulaşırlar. Sunay Akın`ın oyuncak müzesi bu bakımdan aydınlanmaya sunulan bir armağandır.

Ziyaret Saatleri: Pazartesi hariç, Hafta İçi: 09:30-18:00
Cumartesi-Pazar 09:30-19:00 (Müze, Pazartesi günleri kapalıdır.)


KÜÇÜKSU KASRI
Telefon:(0216) 332 33 03
Fax: (0216) 332 33 03
İlçe: Beykoz
Adres: Anadolu Hisarı, Beykoz İstanbuL

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat tarihlerinde 09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.


ÖZEL TÜRVAK SİNEMA VE TELEVİZYON MÜZESİ
Telefon:(0216) 425 19 00
Fax: (0216) 425 19 18
İlçe: Beykoz
Adres: Şehit Teğmen Mehmet Ali Yılmaz Sokak No: 4 Kavacık, Beykoz İstanbul
Türker İnanoğlu Vakfı Özel TÜRVAK Sinema ve Televizyon Müzesi

SAİT FAİK (ABASIYANIK) MÜZESİ
Telefon:0216 381 21 32
İlçe: Burgazada
Adres: Çayır Sokak No:15 Burgazada

1939 yılında babasının ölümü üzerine, kışları Şişli’de, yazları Burgazada’da yaşamaya başlayan ünlü edebiyat adamımız Sait Faik Abasıyanık yaşamının özellikle son 10 yılını adada geçirdi ve ada günlerinden geriye ölümsüz eserlerden oluşan paha biçilmez bir miras bıraktı.
Darüşşafaka Cemiyeti`nce yazarın Burgazada`daki evi müzeye dönüştürüldü; içindeki eşya ve belgeler korundu. Sait Faik Müzesi`nde yazarın bugüne kadar tam olarak elden geçirilmeyen ve büyük bir kısmı eski yazı olan çok sayıda el yazması, mektubu, notu, defteri, kişisel eşyaları sergilenmektedir.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Pazar günleri 10.00-12.00/14.00-17.00, Cumartesi günü 10.00-13.00 saatlerinde ziyarete açıktır. Ziyaret en çok 20’şer kişilik gruplar halinde yapılabilir.
Ücret:Müzeye giriş ücreti alınmamaktadır
Müze Pazartesi günleri kapalıdır.

SABRİ ARTAM VAKFI OTOMOBİL MÜZESİ
Sabri Artam Vakfı Otomobil Müzesi, her biri artık bir tarih olmuş otomobillere ait bilgileri geleceğe taşımak ve otomobil kültürünü geliştirmek amacıyla 1998 yılında ziyarete açıldı.

Müze, otomobillerin gelişmesi için yapılan çalışmaları, motor ve gövde tasarımlarının geçirdiği değişikler gibi teknik gelişmeleri, sportif, gezi amaçlı, hatta sanat eseri olarak üretilen otomobil modellerini biraraya toplayarak ziyaretçilerle paylaşmayı amaçlıyor.

FIVA (Uluslararası Tarihi Taşıtlar Federasyonu) tarafından tanınan Türkiye'deki ilk müze olan S.A.V Otomobil Müzesi'nde, dünyada sayıları azalmış fakat değerleri artmış, her yönden bünyesinde, “ilk”lerden birini ya da birkaçını barındıran, ülkesinin özelliklerini yansıtan, üretim yıllarının teknik özelliklerini taşıyan, tarihte iz bırakmış olaylarda yer alan otomobiller sergileniyor.

Müzenin “Collection” bölümünde ise yaklaşık 20 yıldır dünyanın her yerinden toplanmış ve gerekli bakımlar yapılmış ve yeniden hayata döndürülmüş otomobiller bulunuyor.
Yüzün üzerinde otomobilin sergilendiği toplam beş katlı olan müzenin zemin katında 1960 ve sonrasında üretilen otomobiller, 2. katında 1950 yıllara ait otomobiller, 3. katında kafe ve antika otomobiller, çatı katında ise maket otomobiller yer alıyor.

Türkiye'nin en büyük ve en nadide klasik otomobil koleksiyonunun sergilendiği S.A.V Otomobil Müzesi, Pazartesi hariç, haftanın altı günü ziyarete açık. Müzenin giriş fiyatı ise 5 YTL.

Adres: Natoyolu Bosna Bulvarı No: 104, Çengelköy
Telefon: +90 216 329 50 30

>>Sitemizde sizlere çok daha iyi hizmet verebilmek amacıyla oluşturduğumuz bölümlerdeki eksiklikleri, bilgiler elimize ulaştıkça tamamlayacağız.
>>Sürekli olarak güncellenecek olan sitemiz için sizlerin de bu konularda öneri ve desteklerinizi bekliyoruz.




Reklam vermek için tıklayınız.
 







 
Sık Sorulanlar - Kullanım Şartları - Gizlilik İlkeleri - Önemli Telefonlar - Reklam - Bize Ulaşın
Sayfamızda yayınlanan tüm materyallerin hakları sahiplerine aittir. © anadoluyakasi.gen.tr 07/08
(0,25 saniyede yüklendi.)